sofistike hırsızlıklar
Hadi itiraf edin, küçükken hepiniz ufak tefek hırsızlıklar yapmışızdır. Benim hatırladğım 1-2 olay var. Tabi hepsi çocukça, hatta salakça. Kimisi erik için, kimisi kiraz için, bak şimdi hatırladım, bir defada komşu çocuğun tel arabası vardı, onu yürütmüştüm. Yaş 8 mi ne. Sonra abileri beni sorguya çekmişti. Bildiğin polis sorgusu gibi bir sandalyeye oturttular. Abilerden birinin lakabı zaten Kolombo Recep. Kolları bağlamış göğsünde, soruyor,
-Bizim bahçeye en son ne zaman geldin?
-Dün
-Neden?
-İşte sizinle oynadık ya.
Neyse ben itiraf ettim sonunda.
-Peki neden çaldın?
-Kardeşinde benim dagal-dugal'ımı(*) kırmıştı.
Bunlarda bana ceza olarak 10 şınav verdiler. Evlere dağıldık.
Biraz daha büyümüştüm, yaş 12-13. Bizim bir piç Ahmet var, geldi dediki,
-Mantar, muhtarlığın çatısında kırmızı güvercinler var, gece gidip onları yakalayalım, tanesine 10 lira veriyorlar.
-Ee muhtarlık köyün ortasında, ya yakalanırsak.
-Bişey olmaz, oğlum.
-Ee iyi o zaman.
Bu arada muhtarda babam oluyor. Biz gece 12 de buluştuk, doğru muhtarlığa. Kahveler açık daha. yaz ayları. Biz tavan arasına kimse görmeden tırmandık. Tavan arasında 1000 tane güvercin var. İçlerinden sadece 10 tanesi kırmızı. Yakala yakayabilirsen. Ortalık birbirine girdi. Kuşlar gece korktu, patır patır bütün köy meydanı ayağa kalktı. Kahvede 20 metre ötede. Millet sağırmı, el fenerleri falan, biz ışıl ışıl kuş yakalmaya çalışıyoruz. Neyse 1-2 tane yakaladık, kimse görmeden inelim kaçalım dedik.
Piç Ahmet benden önce indi, aşağıdan bağırıyor,
-mantar sakın inme!
Hıyar hem adımı söylüyor, hemde inme diyor. Napacam, sabaha kadar ordamı yatacağım. Meğer bütün ihtiyar heyeti aşağıda toplanmış, ellerinde bastonlar, bize karşılama töreni hazırlamışlar. Ahmet'in kulak 2 cm uzamış durumda. Ben bunu görünce, inmekten vaz geçtim. Bekliyorum çatıda, in oğlum diyorlar, inmem diyorum. Pazarlık yaptık, bu anı unutmaları karşılığında teslim oldum, indim.
Sözde gizli gizli güvercin yakalayacağız. Muhtarın oğlu muhtarlığı soyuyor. Rezalet. Bütün köy o yaz bizi konuştu. O ihtiyarlardan hala ölmeyenler, malesef bunamayıp olayı hatırlayanlar ve anlaşmaya uymayanlar var, beni gördükçe derler;
-bre kızan hatırlayımısın, bir kere güvercin yakalamaya kalkmıştınız gizli gizli, bütün köye madara olmuştunuz. Ulan hatılamasan olmaz, senin yaş kaç oldu, bak yaşıtların hep tahtalı köyü boyladı, sen ne zaman gitçen
-Ne gitçem bre, kazık çaktım ben bu dünyaya. Daha çok anlatçam sizi ben. Hani bizden sonra bizden daha salağı çıksa olay küllenecek, ama 20 senedir çıkmadı işte.
Yer Küçükçekmece, Tepeüstü. Daha fazla adres veremem, boşanma sebebi olur. Halamın karşısınında 2 katlı bir ev var. 1. kat ev sahibi, diğeri de 1.katın kiracısı. Gece bunlara, 2 kata birden hırsız giriyor. Uyutucu sprey falan koklatmışlar, evi bir güzel soyduktan sonra canları sıkılmış yada biraz gülmek istemişler sanırım.
Alt kattakinin karısını üst kata, üst kattakinin karısını alt kata taşıyıp adamların yanına yatırmışlar ve tüymüşler. Tabi sabah herkes uyanınca neler olmuş tahmin edin..:)
Bakın bu hikayede bir çeşit hırsızlık, ama çok sofistike. Olay yine İzmir de geçiyor.
Mekan bir otobüs durağı. Durakta 2 amele ve 1 kız var. Ameleler kıza bakıp duruyor. Kızda bir an önce otobüsün gelmesini beklemekte, bakışlardan rahatsız. Derken durağa takım elbiseli bir adam geliyor. Amelelere gidip birşeyler konuşuyor ve sonra kıza gidip
-pardon saatiniz kaç acaba diyor.
kız saati sölüyor ve adam teşekkür edip yanından uzaklaşıyor. Amelelere gidip bir şeyler konuşuyor ve tekrar kıza gelip
-kusura bakmayın, saati bir daha söylermisiniz diyor. Kız söylüyor.
Takım elbiseli adam amelelere dönüyor, ameleler ceplerin para çıkarıp bu takım elbiseliye para veriyorlar ve adam gidiyor.
Ameleler kıza gelip, hadi gidiyoruz diyorlar. Kız şaşkın tabi, "ne diyorsunuz siz" diyor. "Eee biz pezevenginle anlaştık, parada verdik. Saati 200 dedin. Sonra bizden o kadar çıkmadı. Pezevenk sana bir daha sordu, 150 olurmu dedi, sen saate baktın 150 olur dedin.
Bizde paranı ödedik valla, anlamayız. haydi yürü." diyorlar.
Sizinde duyduğunuz böyle hırsızlıklar, dolandırıcılıklar varmı, ya küçükken yaptıklarınız ?
Dökülün bakalım..
*Ayçiçeği sopalarının birbirine dikine geçirerek, ortasına bir dingil takıp birde sürmek için uzun bir sopa uydurduğumuz el yapımı bir oyuncak