deney etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
deney etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

09 Mayıs 2008 Cuma

türk milleti dedikoducudur, magazincidir

Olurmu öyle şey aksine biz cesur , dürüst ve mertiz, seni satılmış herif dediğinizi duyar gibiyim. Hiçte öyle değilsiniz valla, sallamayın. Senelerdir sizi inceliyorum. Hep duyduklarım ve gördüklerimi arasında kaldım. Ama artık yeter. 35 senelik tez çalışmam bitti.

Sonuç : Siz dedikoducusunuz.

Merak etmeyin size örneklerle göstereceğim bunu.

Örnek1: Yer Taksimde eski solcuların takıldığı bir kahve. Sene 2004. Biz eşimle tavla oynuyoruz. Birinden bir miktar parayı alıp bana getirecek olan Kıyak'ı bekliyoruz. Derken Kıyak kapıdan girdi. Üstünde ütüsüz, kadife, rengi solmuş gri bir ceket, içinde en üstteki düğmesi bile iliklenmiş oduncu gömleği ile girdi. Bir ayağı aksayarak yüzünde sert olmaya çalışan bir ifade ile yaklaşıyor. Gözleri güldüğü için anında anladım ki yine türk insanı testlerinden birini yapacağız. Hadi hayırlısı...

Bu yaklaştı, yaklaştı, masanın yanında durdu. Biz tavla oynamayı bıraktık..
-Hassiktir ya, bu hıyar nerden çıktı dedim yan masaların duyacağı tonda. Yan masalar anında kulak kabarttı. Noluyor lan? Kıyak elini cebine attı, 10 ve 20 milyonlardan oluşan 1 milyar para çıkardı. Koca bir deste.

Parayı kaldırdı ve suratıma vurdu.. Bir anda heryer para oldu. Bütün kahve o an sustu. Okey şakırtıları, tavla tıkırtıları.. Tıss.....

-Sattığın arkadaşlarının kanı bu para ile temizlenirmi. Benim sakat kalan bacağımın bu para ile düzelirmi şerefsiz. diye bağırdı.

Kahvede çıt çıkmıyor, herkes bana bakıyor. Kıyak devam etti.
-Görün işte arkadaşınızı, satılmışlar sizi. Dedi ve arkasını dönüp ve bir eliyle bacağını tutarak aksaya aksaya kahveden çıktı. Biz paraları topladık ve tavlaya devam ettik. Kahvedekilerin gözünde artık şerefsiz, satılmış bir eski solcuyduk. Yan gözle bizi süzmeler, yere düşen paralarımıza bakmalar vs. Paraları eksiksiz topladık, testi sürdürmek adına 1 milyon olan çay borcumuzu 10 milyon olarak ödedik ve kahveden sırıtarak çıktık.

Ertesi gün tekrar gittiğimizde garson kapıda bizi Buyur abi diyerek sırıta sırıta karşıladı. Dünkü müşteriler bıyık altından gülümseyip, bizi kesitler. Anında fısıltılar başladı.

Örnek 2: Yılı unuttum, yer yine Taksim Meydanı. Mevsim yaz, saat gece 02:00. Arkadaşımız Özlem, Kıyak ve ben içmekten dönüyoruz. Özlem önümüzde telefonla konuşuyor, bizde 2 metre arkasında yürüyoruz. Meydana geldik. Heykel'in etrafında bir sürü insan oturuyor. Tam aralarında geçerken ismail dümbüllü, pardon İbrahim Kıyak herkesin duyacağı perdeden konuya girdi.
-Biliyormusun biz Oya ile seviştik (Oya burda Özlem oluyor sözde..)
-Nasıl yani, sen benim en yakın arkadaşımsın, nasıl nişanlımla sevişirsiniz
-Kızmana gerek yok, süperdi yanlız
-Ulan ne diyorsun şerefsiz, şırrakk. Sert bir tokat Kıyak'ın suratına iner. Bu yere düşer. Ben yerde vurmaya devam ediyorum. Heykel sahnesi seyircileri çok mutlu. herkes fısır fısır olanları konuşuyor.
-Şimdi bu sakallı ile bu uzun yakın arkadaşmış, fısır fısır fısır...
-Sonra şu kızla bu uzun yatmışlar, kızda sakallıyla nişanlıymış..fısır fısır fısır...

Olay koptu gidiyor. Bizde rolü sevdik herhalde durmuyoruz. Derken o ana kadar olayların farkında olmayan Özlem'in telefon konuşması bitti ve yerde boğuşan bizlere gelerek neler olduğunu sordu. Artık ona durumu anlatmak için çok geçti. Seyirciyi bozamazdık. Ben bunu kolundan tutup ağlak bir tonda bağırdım
-Oya bana bunu nasıl yaptın, bu herifle nasıl yattın. Tamam iktidarsız olabilirim ama bu bana yapılırmı?
-ooohhhhhhhaaaa fısırda fısır da..
-Ne diyorsun sen ya? dedi Özlem , ama havada ona doğru gelen tokattan haberi yoktu.
Aslında hafif vurmak istemiştim. Gerçekten. Ama nedense sert geldi. Tokatı yiyince hala yerde olan Kıyak'ın yanına yere düştü. Fakat bizim kafamızda bir oyun olsada onun için herşey çok gerçekti. Telefon bir tarafta, gözlük bir tarafta, çanta bir tarafta. Ben yerde 2'sinede 1-2 tane daha vurup toplum vicdanını rahatlattım.

-Şerefsiz ahlaksızlar diye bağırdım ve arkamı dönüp yürüdüm.

Burada ne oldu, orada masum bir kız tokatlanırken kimse karışmadığı gibi birde çekirdek çıtlatıp dedikodu yaptınız.

Sonra Özlem benimle uzun süre konuşmadı. Durumu açıklamak oldukça zor oldu, çünkü her anlatmaya kalktığımızda gülmekten katılıp kaldık.

Örnek 3: İyi alıştınız, yok size örnek falan.. Dedikoducular sizi.

14 Mart 2008 Cuma

tereyağlı kedi teorisi

Bu ara kuantum fiziğine taktım. "Ne biliyoruz Ki" serisinin kitabı, filmi ne varsa okuyup seyrediyorum. Tabi bu beni paradigmalarımın sınırlarını zorlamaya itiyor. Gerekli gereksiz bir sürü şey düşünüyorum. Alın işte dün gece düşüdüğüm konulardan bazıları.

Tereyağloji bilimi derki, masadan düşen her tereyağlı ekmek dilimi tereyağlı tarafın üzerine düşer. Bunu hepimiz bu yaşa kadar yaşadık gördük değilmi. Doğru bir teoridir ve kuantum fiziğine göre çok mantıklı bir açıklaması vardır. Ekmek düşerken "tereyağlı yüzeyine düşmez inşallah" diye düşünen aç gözlemci gerçekliği etkiler ve de tereyağı düşündüğü için tereyağlı yüzey yere kapaklanır. Eğer ortada bir gözlemci olmasaydı kurtulma şansı %50 idi. Tabi bu yüzde teorik bir rakam, çünkü ıspatlamaya kalktığımız anda ortamda bir gözlemci oluyor ve tereyağ sürekli yere düşüyor.

Buna benzer şekilde Kedi bilimci (Cat Sitivins) derki, yukardan serbest düşmeye bırakılan kediler 4 ayak üstüne düşer. Burda gözlemcinin deneye etkisi yoktur, zira kedi bizzat kendisi bir gözlemcidir ve 4 ayağı üstüne düşmek için çaba harcar ve %99 düşer. (fırfır çevirip atarsanız düşemiyor.)

İşte yıllardır bilimin çözemediği soruya geliyoruz. Sırtına tereyağı üste gelecek şekilde tereyağlı ekmek bağlanmış bir kediyi yüksek bir yerden aşağı atarsak yere ilk kim düşer. Kedimi, tereyağlı ekmekmi ? Butter-Ketoloji (biyo-kimya gibi) teorisyeleri diyor ki, tam yere düşmeden önce evren uzay-zaman düzleminde bir kararsızlığa düşer ve sırtı tereyağlı kedi kendi ekseni etrafında çok hızlı bir şekilde dönmeye başlar ve evrende bir boşluk yaratarak havada asılı kalır. Bu karasızlığı bozmak için ya tereyağlı ekmekğin düşmesi yada kedinin o ekmeği yemesi gerekir. Ayrıca bir kedinin kuyruğu ile her zaman odada ki osuran kişiyi göstermesi teorisi doğruysa kedi kuyruğunu bu boşluktan dışarı çıkarıp bu döngüyü kırabilir.

Bu durumun günlük hayatımızda nasıl kullanılacağı üzerine kafa patlatan Butter-Keto-Fizikçiler bu boşukta bir takım deneylerin yapabileceğini, ayrıca bu dönüşün enerjisinden faydalanarak SIFIR enerji tüketimli devir daim makinası yapılabileceğini söylüyorlar.(bknz:erke dönergeci) Hatta daha ileri gidenler uçan dailerin altında böyle kediler olduğu, ve insanların VINNNN diye duydukları sesin aslıdan binlerce kediden çıkan mırıltı olduğunu iddia ediyorlar.

31 Ekim 2006 Salı

Diet Coke & Mentos ile domino efekti