en hakiki öz teknik destek efsaneleri
Biyo bana pas atmış, maillerle gezen teknik destek hadiselerini yazmış. Pehh. Neyse bende gelişine vurayım gol olursa olur, olmazsa olmaz. Bizde daha önce hiç duymadığınız, duyamayacağınız hikayeler var, çünkü ben henüz bir yere mail atmadım.. Peki önce blogger'ladan gelen sorular. Sanki google da çalışıyorum. Bakın şu sordu, bu sordu demiyorum, genel olarak blogger terimini kullanıyorum
-Efendim bloggerın birini hacklemişler bizide hacklemesinler.-Hayır efendim hackleyemezler, o salak şifresini kaptırmıştır.
-Dosyaları siliyoruz, sonra geri dönüşüm kutusundan da siliyoruz ya, işte onlar nereye gidiyor
-Uzay boşluğunda serbest dolaşımdalar onlar. Astronotlar uzayda görüyor onları.
-Blograzzi den özel mesaj atmış , sonrada soruyor, bu sana yazdığımı kaç kişi görüyor
-Sen ben, birde isterse sitenin sahibi ama uğraşacağını hiç sanmam.
-Yazı koyuyorum,yayınla diyorum,planlanmış ibaresi ile saklıyor yazıyı ipne bloger.
-Senin blog ayarların düzgünmü bakalım da bloggera atıp tutuyorsun. lütfen önce kendi kapımızın önününü süpürelim ve AYARLAR /BİÇİMLENDİRİLİYOR altındaki şu an kimbilir neresi olan zaman dilimini İSTANBUL yapalım.
-Aaa Jamaika değilmişte ona yakın bir yermiş miş..
-Yaaaaaaaaaaa sabır.
Neyse daha fazla yazıp kişiyi çok belli etmek istemiyorum, gelelim diğer hikayelere..
Yer Kıbrıs. Eğitim veriyorum. Dedimki şimdi başlata tıkla. Mouse'u aldı ekranın camına, tak tak diye 2 kere vurup tıklattı. Ben salonu terk ettim.
Yine kıbrısta bir defa eğitimdeyim. Adam fotoğrafta gördüğünüz gibi mouse kullanıyor. Hikaye enteresan. Kendisi Hatay'lı, bu garsonmuş, bir gece müdürünün masanına oturup açık kalan bilgisayarı kurcalamaya başlamış. Şans bu ya mouse o anda termiş ve mouse'u ters kullanmaya alışmış. Bu gizli gizli porno site ziyareleri aylarca sürünce adamda bu durum iyice yerleşmiş. Artık normale döndüremiyoruz. Deneyince ne kadar zor bir şey yaptığını göreceksiniz.
Telefonda bir gece geç vakit. Davarın teki telefonda. Bir problemi var, adama dos tan bir şey yaptırıcaz, zar zor dos'a soktuk. Sonra
-DIR de diyoruz, DIR diyor.
-ne çıktı,
-hiç bir şey
-peki tekrar DIR de, noldu ?
-bişey olmadı.
Anladıkki adam ağzıyla DIR diyormuş.
Klasiktir,
-Şimdi o açık pencereyi kapatırmısın ?,
-Açık pencere yok, odanın kapısı açık
-Orda başka biri varmı ?
Bu dahada klasiktir ama başa geliyor, benim 1-2 defa geldi.
-Masa üstünde ne var
-Kalem, bloknot klavye
-Peki, beni başka birine bağlasana
Adam internet tarayıcısını açınca DNS error alıyor diye arıyor. Bu problemi 1 aydır yaşıyorum bakmıyorsunuz diye de fırça atıyor. Yanlış yeri arıyor, bizim işimiz değil ama yinede soruyoruz
-Tarayıcının açılış sayfası nedir.
-Bi saniye bakıyorum,, hımmm, ana sayfam direk hata mesajına gidiyormuş...
-Peki iyi günler
Gece yarısı telefon çalar, şuuh sesli bir hatun hatta, arka fonda kikirdeşmeler.
-Bizim bir problemimiz var, acaba siz halledebilirmisiniz, kikir de kikir
-Nedir anlatın lütfen, nerden arıyorsunuz. (müşteri bekliyorsun doğal olarak)
-İstanbul'dan canım, ama buraya gelmeniz lazım acil, gelebilirmisiniz şimdi.
-Biz prensip olarak önce telefonda çözmeyi deniyoruz, telefonla olmazsa modemle, o zamanda çözememiş olursak kalkıp geliyoruz. Ama genelde gelmeden çözmüş oluruz.
-Vayy be nasıl oluyormuş o iş, telefon şimdi elimde, napayım telefonu?
-Peki size iyi geceler hanımefendi..
-Yerim senin hanımefendi diyen dillerini. kikir kikir kikikikr
Hanım olaya girer, zira konuşmalar sessiz odanın içinde çınlamaktadır.
-Versene sen o orospuyu bana ?
Birtanede Ünsal'dan. Şimdi destek ekipleri problemli müşteriye uzaktan bağlanırlar ve adamın ekranında notepad'i açıp orda müşteri ile yazışırlar. Neyse bir çağrı geliyor ve bizim Ünsal bağlanıyor, bakıyorki problem halledilmiş. Notepad'i açıp yazıyor
-Problemi sizmi halletiniz?
-Evet ben.
-Tebrikler valla bayağı iyi öğrenmişsiniz.
-Eee işimiz bu, tşk ederim
-Ok iyi günler.
Aradan 1 saat geçiyor aynı yer tekrar arıyor, bu defa destek yöneticisi soruyor
-Şuraya kim destek vermişti ?
2 kişi aynı anda Ben diyor. Sonra anlıyorlarki aynı anda bağlanıp birbirleri ile yazışmışlar.
Son olarak birde dedikodu. Malum okuyucu istiyor. Bir defasında yine eğitim veriyorum. Sınıfın ağırlığı lise öğrencileri. Ara verdim, bunların arka sırasında oturdum maillerimi okuyorum. Önümde 3-4 kız var, benden haberleri yok konuşuyorlar.
a-ayy bir şey sorucam, siz kendinizi şımartıyormusun?
b-Nasıl şımartmak kız? ben bilmiyorum.
c-aa ben şımartıyorum.
a-nasıl şımartıyorsun peki?
c-mesala kendime kahve yapıyorum.
a-bende çukulata alırım
Bu ne ya, bu yaşta bu cosmopolitan yalanları. Kendilerini şımartıyorlarmış. Hangi ülkede yaşadıklarından haberleri yok garibanların. Evlenin göreceksiniz şımarmayı siz.












