Akyaka'ya hayatımda ilk kez 1995 te tesadüfen gittim. Tam olarak nasıl bir yere geldiğimi anlamam 1 haftayı aldı. İlk gece sıradan bir tatil yöresi işte diye düşünmüştüm. Oraya gitme sebebim bir şöförden Akyaka'da bir çadır kampı olduğunu duymamdı. Gece girmiştim çadır kampına, çadırı da gece kurmuştum. Sabah kalktığımda etrafta bana gıcık gıcık bakan bir sürü insanla karşılaştım. Sonra içlerinden biri geldi, "burası ismail abilerin yeri, sen git şu arkada bir yere kur çadırını" dedi. Bende kızdım, "burası orman bakanlığının kamp alanı, senin benim mi var" falan dedim

ama yinede çadırı taşıdım başka bir yere. 1-2 gün sonra gerçekten meşhur ismail abilerde geldi ve çadırlarını oraya kurdular. Ben çadır diyorum ama siz 2 oda bi salon büyüklüğünde bişey hayal edin. Buzdolapları, masaları, sandalyeleri herşeyleri var. Çünkü bir haftalığına gelmemişler. Tam 3 ay orda kalıyorlar. Ben tabi bunları 1 hafta içinde herkesle tanışarak öğrendim. Meğer kampın yarısından çoğu böyle insanlardan oluşuyormuş. Her sene ailesi ile gelip 6 ay kalan var. Emekli öğretmenler, doktorlar, milli produktivite merkezi (öyle bir yer olduğunu ilk defa orda öğrendim) çalışanları gibi aydın bir memur tayfası var sürekli mudavimlerin arasında. O yıl ordaki günlerim iyi başlamasa bile çok güzel bitmişti. Bir sürü dost edinmiştim. Sonraki seneler üst üste 2-3 yıl daha gittim.

Daha doğasından hiç bahsetmedim, oysa heryerinden tatlı su kaynayan denizi, yüksek çam ağaçları ile kaplı ormanı, Akyaka'dan denize karışan
kadın azmağı suyu, deli mehmet dedikleri fırtınası, çınar plajı veya
sedir adası öyle güzeldir ki yazmakla anlatılması zor gerçekten. Akyaka sadece sıcakkanlı ziyaretçileri ve güzel doğasından da ibaret değil. Akyaka'nın belkide en meşhur şeyi, evleri.
Nail Çakırhan mimar bile olmayan ama dünyanın en büyük mimarlık ödüllerinden birini,
ağa han ödülü almış değerli bir insan. Akyakalı kendisi ve bu köyün en büyük şansı Nail Çakırhan ve karısı
Halet Çambel . Burayı marmarisin, bodrumun ruhsuz beton yapılarından, hotellerinden koruyan , ula evlerini bu köyde standart haline getirten hep Nail Çakırhan. Tabi sadece o değil, burada yaşayan herkes sahip çıkıyor bu mirasa, öyle görünüyor. Elbette, bodrum ve marmaris gibi rantiye bir yer olmadığı için üzülende vardır , hatta rantiye olsun diye uğraşanda vardır ama konumuz o insanlar değil. Konumuz burayı korumak için kimsenin bilmediği savaşlar veren gizli kahramanlar.

Geçen hafta 5-6 gün Akyaka'da çadır kampta tatildeydik. Orman kampı artık orman bakanlığının değil, Akyaka'nın tek yıldızlı hoteli Yücelen Hotel yönetiminde. Herhalde özelleştirilmiş. Ancak bir çok kötü örneğin aksine kamp daha güzel olmuş. Bunu hemen söyleyebilriz. Orda gördüğümüz eski tanıdıklar, arkadaşlar bir dedikodu anlattılar. Ama dikkat edin dedikodu, diyorum. Neyse şöyle;
İstanbul büyükşehir belediyesini biliyorsunuz. Kars'taki ilçelere bile yardım(?) gönderen bir belediyedir kendisi. Öyle istanbul diye istanbulda kalacak değilya, taaa muğla'ya Akyaka'ya kadar gitmiş geçen sene beyfendiler. Akyaka'da bir hotel sahibine demişlerki kardeş sen şimdi al bu 1 yıllık parayı, buradan uza hafif hafif, hotelide, kampıda bize bırak , biz burayı çok sevdik, çünkü adı
AKyaka. Hotel sahibi saolsun bunları kapı dışarı etmiş bi güzel. Ancak bu yıl tekrar gelmişler ve hotelin 1 yılda kazandığının 2-3 katını vermişler. Sahibi tekrar kabul etmemiş ancak daha ne kadar direnebilir. Adamın herşeyi incelemeye almışlar, hoteli hemen maliye basmış vs.vs. Bu yüzden seneye Temmuz'da orda bir gösterimi desem, eylemmi desem bişeyler olacak. Ben burdan tekrar yazarım ama şimdiden haberiniz olsun.

AKP nin Akyaka'ya olan bu ilgisi sadece adında AK olduğundan değil galiba, geçen yıl Sayın R.T.Erdoğan Akyaka ya gidip çınar yolundaki durdurulmuş yapılaşmaya tekrar izin vermiş, ve söylentiye göre biraz ilerden bir yer gösterip, burayı da bana ayırın demiş. Dedikodu işte, milletin ağzı torba değilki birader.
5 yorum yapılmamış: