26 Temmuz 2010

i have a dreambox


Son 10 yıldır adam gibi TV seyretmek için para ödemek zorundayız. Güncel maçları güncel dizileri veya filmleri seyredebilmek için her ay su faturası gibi, elektrik faturası gibi tv faturası ödüyoruz. Üstelik su parasının bir kaç katını.

Bu saçmalığa bir son vermenin zamanı geldi dedim ve 10 defa kavga ede ede KUTUyu geri verdim. KUTU'ya 1 yılda vereceğim paranın(840) 3 de 1 ile 2.el bir dreambox dm600 (300 lira) aldım. İçinde 90 gb 2.5" hdd si ile orjinal bir dreambox bu. Boyutları bir kitap kadar sadece(Yüzünklerin Efendisi-Kralın Dönüşü kadar falan). Orjinalin altını çiziyorum çünkü dreambox işlerinde klon dreambox çok fazla var. 2.elde olsa sıfır da olsa orjinal alın mutlaka. KUTUdan kalan paranın 50 lirası ile 1 uydu anteni ,150 lirası ile de 1 yıllık server aboneliği aldım.

Server aboneliği olmadan da 42 derecedeki Türksat normal uydu kanallarını seyredebiliyordum. Ancak server aboneliği alınca şifreli tüm kanallarıda seyredebilmeye başladım. Lig maçlarını yayınlayan kanallardan tutunda sinema ve belgesel kanallarına kadar. Kime sorsan yerli platformları çözen server aboneliği satmıyor. Ancak dreambox almışsanız fısıltıyla kulağınıza yerli platformlarında aslında satıldığını ama aramızda kalması koşulu ile verebileckelerini söylüyorlar. Verdikleri şeyde bir ip adresi, bir user ,bir password bu kadar. Ben bunu aldığım adamın yüzünü bile görmedim. İnternetten buldum, parayı internetten gönderdim, ip bilgilerini msn den aldım. Adam yarın şifre yayınını kesse keser. Ama kesmiyor elbette. Aldığınız şifre ,ip vs Dreambox'ın ayarları içine bir yere yazıyorsunuz ve dreambox a çanak-lar-dan gelen tüm kanallar bir anda çözülüveriyor.

Kanal sayınızı çanak antenleriniz belirliyor. Kaç farklı uydudan yayın alabilirseniz o kadar çok kanalınız oluyor. Bu işlerle uğraşanlar ya 4 çanak kuruyorlar yada bir motorlu çanak alıyorlar. Genelde Turksat-Eutelsat-Astra-Hotbird uyduları popüler. Ama isterseniz ArabSat diye de uydu var gökyüzünde.

Elbet bu kadar kanalı nasıl yöneteceğim diye düşünmüyor değil insan. Ancak merak etmeyin, dreamboxa bağlananıp kanal listesini istediğiniz gibi düzenlemenizi sağlayan uygulamalar var. (Dreambox Edit gibi). Fakat buna bile gerek yok çünkü internette uydulara göre kanalların hazır sıralanmış, gruplanmış dosyaları var. Bunlar xml dosyalar ve ya dreamboxa ftp den atıyorsunuz yada yine bazı uygulamlar ile yüklüyorsunuz.


Şifreli yayın yapan tv şirketleri şifre yayını yapanları -bulabilirse- engelletiyor. Yayınlar genelde Çin, Almanya veya x başka bir ülkedeki bir serverdan yapılıyor. Bulunsa bile yeni bir yere taşınıyorlar ve size yeni ip adreslerini gönderiyorlar. Dreambox ayda 60-70 mb download yapıyor gördüğüm kadarıyla.

Server aboneliği aslında anlık olarak çözülen bir şifrenin internnette bir yere kopyalanması ve sizin dreamboxınızın da şifreyi alıp okumasından ibaret sadece. Yani dreambox'ınız sürekli internete bağlı olmalı. Benim modelin usb girişi olmadığı için wireless adaptör takamıyoruz ama ethernet kartı var, modemi direk bağlıyoruz. Anladığınız gibi aslında dreambox bir bilgisayar. Üzerinde linux işletim sistemi var ve rss reader, veya internet browser olarak da kullanabilirsiniz.

Bir çok dreambox modeli var. Dm 600 ün özelliği kayıt yapabiliyor(PVR) olması. Ancak zayıf yanı tek tunerli olduğu için kayıt yaparken başka kanal izlemenin mümkün olmaması. Ayrıca HD değil, HD modellerde mevcut(DM500 HD, DM800, DM8000 gibi). Zaten genelde evde olmadığımızda birşeyleri kaydettiriyoruz, o yüzden çok da rahatsız etmiyor bu durum. 2 tunerli aynı zamanda HD ve PVR olan hatta hatta dvd writer lı modellerde var.

Dreambox bir alman şirketi olan Dream Multimedia ürünü ve Türkiye distirübütörü Karadağ Uydu. Dreambox ayarları veya içlerine yüklenen linux sürümleri ile ilgili 2-3 forum da bir çok bilgi bulabilirsiniz. Bunlardan bazıları donanım haber ve turkeyforum. Dreambox a ftp ile nasıl bağlanılır, yeni işletim sistemi imajı nasıl yüklenir, notebook'unuzdan balkonda TV nasıl seyredilir hep bu forumlardan öğrenebilirsiniz. (Dreambox dan yayını http üzerinden alıp pc üzerinden gösteren uygulamalar var. Örn.Dreamstream )

Bu kadar araştırdın da TV de ne seyrediyorsun derseniz, bu ara hiç birşey seyretmiyorum aslında.
Benimki sadece teknolojik merak.

23 Temmuz 2010

ispanya san fermin boğa festivali başlamış.


Tüm kasaplar İspanya'ya bekleniyor. Bizim kurban bayramından bir farkı yok görünüşe göre.. Bizimki daha insani falan diyenler olacaktır ama ben geçen bayram gördüm göreceğimi , boğaya uçan tekme atanlarmı istersin, bacaklarını kesenlermi.








Posted by Picasa

30 Haziran 2010

semt isimleri nereden gelip nereye gidiyor

İstanbulun sempt isimleri ile ilgli bir haber vardı bugün gazetelerde. Sizin için derledik, copy pastten hiç kaçınmadık. Buyrun ;

Şişli- Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve 'Şişçilerin Konağı'nın zamanla değişikliğe uğrayarak 'Şişlilerin Konağı' hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor

Sütlüce- Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.

Ahırkapı- Marmara Denizi'nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.

Tahtakale- Sözlük anlamı 'kale altı' olan Taht-el-kale'nin bozulmasıyla Tahtakale'ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.

Şaşkınbakkal- Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın bakkal" yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı

Eminönü- Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi 'Emin'lere aitti. Semt, adını burada bulunan 'Gümrük Eminliği'nden alıyor.

Taksim- Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.

Üsküdar- Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar'a dönüştü.

Çengelköy- Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.

Galata- Gala, Rumcada "süt" anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata'nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise İtalyanca 'denize inen yol' anlamına gelen 'galata' kelimesi düşünülerek bu isim verildi.

Çemberlitaş- Bizans'ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu'nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.

Bakırköy- Bizanslıların 'Makri Hori' dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince 'Makriköy' adını aldı. 1925'te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk'ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

Bostancı- Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.

Beyoğlu- Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, İslamiyet'i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensi'nden adını alıyor semt. Diğerine göreyse, 'Bey Oğlu' diye anılan Venedik Prensi'nin burada oturmasından geliyor semtin adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda, "Beyoğlu" diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.

Aksaray- Fatih'in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu Bölgesi'ndeki Aksaray'ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

Bebek- Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.

Beyazıt- Sultan II. Bayazıt'ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Bayazıt olarak anılmaya başladı.

Aşiyan- Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret'in burada bulunan, Farsça'da kuş yuvası anlamına gelen 'Aşiyan' isimli evinden alıyor. Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

Veliefendi- Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi'nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi'yle anılıyor.

14 Mayıs 2010

there is no iphone

Bu başlık nedir? Bu başlık bir dolandırıcılık hikayesi sonunda iş arkadaşımın kurduğu cümledir.

Bildiğiniz gibi dolandırılmaya en müsait insanlar her zaman "ucuza çok almak isteyen" insanlardır. bizim arkadaşımızda böyle biri.

Geçenlerde 300 dolara iphone bulmuş ingiltere'de. o paraya iphone olmaz dediysek de adamlara parayı gönderdi, 1 hafta sonra adam bir gümrük belgesi fotokopisi ile mesaj attı.
"Biz size yanlışıkla 5 tane iphone göndermişiz , gümrükte takılmış, eğer 500 dolar daha gönderirsen hepsini gidip yeşilköy'den alabilirsin" diye yazmış.

Bizimkinin gözleri açıldı tabi.
Basit bir hesapla 1500 dolar ödeyeceğine 800 dolar ödeyerek 5 tane iphone sahibi olacaktı.
Zaten iphone nun teki 1000 dolardı türkiye'de.
Off çok fena kar yapacaktı.
Bu ingilizler gerçekten geri zekalıydı.

Tüm bu fikirlerini biz o parayı gönderiken kendisinden dinledik, hatta akşama kadar sözde elindeki fazla iphoneları bize 350 dolardan satmaya çalıştı.
ben 1 tanesini alacağıma söz verdim.

Ertesi sabah arkadaşı göremedik, zira büyük iş adamı gümrüğe mallarını çekmeye gitmişti.
öğleden sonra 1 karış suratla geldi, akşama kadar konuşmadı.
Dili ancak ancak 1 gün çözüldü de söyledi : "there is no iphone"

04 Mayıs 2010

yalaka

Adam karşıdan karşıya geçiyordu, yol boştu ama araba geçerse çok hızlı geçiyordu.
Tam yolun ortasında gelince arkadan biri ıslarla sslenmeye başladı.
-"Faruk bey, Faruk bey, Faruk bey.."
adam kafasını çevirip baktı, seslenen biri devam etti:
-Buyrun bir kahvaltı edelim.
Adam
"Teşekkür ederim, size afiyet olsun"
dedi, önüne döndü ve o anda hızlı bir araba adama çarptı.

Neymiş, yalakalar herkes için tehlikeliymiş.

(bu sabah önümde oldu bu olay)