16 Mart 2010

şerefsiz küçük karınca

Baba olunca masal bilmek lazım, bilmeyince böyle masallar uydurmak zorunda kalabiliyor insan.

Bir varmış bir yokmuş. bir zamanlar diyarın birinde küçük bir karınca yaşarmış.
herkes arpa toplarken o çok uzaklardan buğday topluyormuş. arkadaşları ona gülüyormuş.

-hey ufaklık, her yer arpa sen niye uzaklarda buğday arıyorsun.? diyorlarmış.
ama o diğerlerine kulak asmıyor herkes günde 10 arpa toplarken o 1 tane buğday için uzun yollara gidiyormuş.

Günler geçmiş, uzun kış geceleri başlamış. herkes arpa yemekten bıkmış. küçük karıncanın kapısına dayanmışlar.

diğerleri-hey ufaklık sana 10 arpa verelim bize 1 buğday ver.
kk- olmaz
diğerleri- peki 50 arpa versek ?
kk-yine olmaz
diğerleri- 100 ?
kk-ıhıı..
diğerleri - 500 son
kk - tamamdır . demiş ve 1 buğdaya 500 arpa toplamaya başlamış.

Arpadan bıkan tüm karıncalar küçük karıncaya koşmuş, arpalarını vermişler ve buğday almışlar.

Fakat bu davranış bir süre sonra yuvadaki tüm arpaların küçük karıncada toplanmasına neden olmuş.
Ekonomi çökmüş.
Açlık başlamış.

Herkes küçük karıncanın eline bakmaya başlamış. O da kimseye arpa vermezmiş, çok cimriymiş.
koloninin yarısını borçlandırmış, diğer yarısını da zaten karın tokluğuna arpa taşıyormuş bizim küçük karıncaya. günler geçtikçe arpasına arpa, gücüne güç katmış küçük karınca.
Borcunu ödeyemeyenlerin kimisini koloniden kovmuş, kimisini dövdürmüş.

Küçük karınca zamanla çevrede "şerefsiz küçük karınca" olarak anılmaya başlamış.

İşte yavrum insanlarda böyle ilk başta iyi görünselerde sonradan şerefsiz olduklarını görebilirsin..
bıdı bıdı bıdı..
(...)

08 Mart 2010

sanki hiç yaşamamış gibi ölen'ler

Şiiri hatırlayanlar kimden bahsettiğimi bilirler. Kadınlardan bahsediyorum. Nazım Hikmet, kadınlarımız şiirinde şöyle der;

(...)sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen(...)

Bu bakış bence hala aynı. hergün gazetelerde öldürülen bir sürü kadın haberi okuyoruz. Kadınlar Türkiye'de ve diğer tüm müslüman ülkelerinde insan yerine konulmuyor. Bu yüzden hiç bir zaman bu ülke bir atılım yapamayacak, çağdaş bir ülke olamayacak.

Bir ülkenin gelişmişliği kadınların gelişmişliği ile paraleldir. Kadınlarımız ne kadar cahilse o kadar cahil ülkemiz, kadınlarımız ne kadar pasif ise o kadar pasif ülkemiz. Kadınlarımız ne kadar yobazsa o kadar yobaz ülkemiz.

Neden böyle ?

Çünkü bizi bu kadınlar büyütüyor. Erkekleri de, kadınları da bu kadınlar doğruyor, yetiştiriyor. Başımıza gelenlere "Sabret oğlum, asilik yapma" diyen de ,yeri gelince namus cinayetlerine onay veren de, kız çocuklarını okutmayan da, kumaya, 3-4 kadına göz yumanda aynı kadınlardır. Annesi ister belki küçük kızı okusun, 12 yaşında evlenmesin, ama babannesi der ki HAYIR. Gelin susar. Gün gelir o gelin babanne olur, torunu okula gidecekken derki HAYIR. Bu böyle sürüyor..

Burada kadınlar gününde kadınları suçlamak değil niyetim elbette. Ama kadınlarımız eğitimli olsa, en azından okur-yazar olsa, ne ülkemiz bu halde olur, ne bu cinayetler olur. Bu cinayetleri işleyenler erkekler olsada o erkekleri kadınlar büyütüyor. Zihinlerindeki yapılacaklar, yapılmayacaklar hep ilk önce anneler tarafından öğretiliyor. Bir çocuk bir katil oluyorsa , o çocuğun zihninde daha önce başka bir katil'lere ses çıkarmayan anneleri, babanneleri var.

Türkan Saylan neden sadece kız çocuklarına burs veriyordu ? Herşey kadınlarda başlıyor ve onlarda bitiyor da ondan.


sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
onlar ağır ellerini toprağa basıp
doğruldukları zaman.


Fotoğraf: Zeki Ortakçı : http://www.fotokritik.com/2167529

18 Şubat 2010

türkiye yobazlar devleti değildir

Bulent arınç'ın bugün yaptığı "türkiye yargıçlar devleti değildir" konuşmasını aldım, hsyk geçen yerleri akp yaptım. söyledikleri acayip doğru çıktı. buyrun;


bugüne kadar demokratik hayata farklı aktör ve yöntemlerle müdahale edilmesine şahit olan milletimiz, bu kez yeni bir müdahale biçimiyle karşı karşıyadır. demokrasiye, millet iradesine, anayasal sisteme akp tarafından ağır bir darbe vuruldu.

bugünden sonra hangi savcımız, özgürce, yargı bağımsızlığına müdahale edileceğini düşünmeden, korkusuzca olayların üzerine gidebilecektir.

akp aldığı bu kararla kendi içinde büyük yara açarken, aynı zamanda bunun demokrasimize ve çocuklarımıza bırakacağımız adalet mirasına bir darbe olduğunun bilince değildir. sorumsuz ve düşüncesizce alınan bu karar ülkemizin geleceğini etkileyecek bir demokrasi ayıbıdır.

akp, hangi hakla ve hangi yetkiyle yargılama faaliyetlerine müdahale edebiliyor?
72 milyon insanın geleceğini etkileyecek bir karar, nasıl olur da bu kadar kolay, düşünmeden, hesapsızca alınabilir? tüm dünyada dikkatlice izlenen ekonomimiz, dış politikamız, demokrasimiz, uluslararası kurumlardaki saygın konumumuz bu kararla birlikte zedelenirse bunun hesabını kim verecek?

siyasi krizlerle millete ödetilen ekonomik bedellere, şimdi de akp nin sorumsuz davranışlarıyla yeni bedeller mi ödetilecek? 2010 yılında, çağdaş dünyada, bu iletişim çağında bu denli geri kalmış bir türkiye görüntüsü vermek milletimize hakarettir. gerçek türkiye bu değildir. milletimiz bunu hak etmiyor.

hiçbir kurum kendisini anayasa ve yasaların üzerinde göremeyeceği gibi, keyfiliğe ve ben yaptım oldu dayatmasına gidemez.

hiçkimse kendisini anayasanın, yasaların üzerinde göremez. anayasa ve yasaların üzerine basarak siyasi polemik yapmak, taraf olmak, yargının bağımsızlığını zedelemek hiçbir hukukçunun vasfı olamaz. böyle yapanlar hakiki anlamda hukukçu da olamaz. kimse bu ülkenin vatandaşlarını ikinci sınıf, üçüncü sınıf demokrasilere layık göremez. kimse bu ülkenin insanlarını yokluğa, yoksulluğa, geri kalmışlığa mahkum edemez. kimse bu ülkenin insanlarının umutlarını yeniden karartamaz.

millet adına yetki kullanması gerekenler, öncelikle hukuka ve milli iradeye uygun hareket etmelidir. milli egemenliği anlamsız hale getirecek, demokrasiyi ve hukuk sistemini zafiyete uğratacak her eylem ve söylem, türkiye'ye kötülük yapmaktır, milletimizin selametine, devletimizin bekasına halel getirmektir.

buradan tüm milletlimize bir kez daha ifade etmek istiyoruz: türkiye bir yobazlar devleti değil, demokratik bir hukuk devletidir, öyle de kalacaktır.

31 Ocak 2010

muhabettin kralı

Universiteyi yeni bitirdiğim yıllardı. Daha önceden bir çok defa bahsi geçen bir arkadaşımla Edirne'den başlayan uzun ve keyifli yolculuğumuzun sonunda Gökova körfezinin güzel köyü Akyaka'ya geldik. Bu yolculuğa 6 milyon lira para ile çıkmış ve yaklaşık 1 ay boyunca keyifli bir tatil yapmıştık. Ancak artık para bitmişti. Sadece geri dönüş için, belki direk İstanbul otobüs bileti alacak para kalmıştı. Orada ayrıldık. O geri döndü bense 1-2 gün daha Akyaka da kalmaya karar verdim.

İlk geceyi sahilde uyku tulumda geçirdim. Hatta gece turizm jandarması devriye arkadaşlarla bir maceramız oldu. (daha sonra yazacağım bunu). Uzun zamandır tatilde olduğumuz için bende sakal tam 1 aylık, tanınmaz haldeydim. Sabah Akyaka'nın umumi tuvaletlerinden birinde tıraş oldum köyü gezdim. Ardından köydeki tek kebabçının önünden geçerken garson arandığı ilanını gördüm. İçeri girip patronla konuşunca patron o gün işe başlamamı söyledi. (Gelen giden turistlerle dil problemleri varmış.)

Neyse o gün başladık.

İstanbulda ayda 6 milyon a çalışan ben burada günde 1 milyon kazanmaya başladın. Kıytırık 10 masalı kebabçıya turist yağıyordu ve çok iyi bahşiş kalıyordu.( Ama bende iyi servis yapıyordum.:))

2 garsonduk. Birde patronun çocukları vardı bize komilik yapan. Diğer garson Cengiz Abi. Eskişehir'li. Eskişehir'de mekanı vaken batmış, borçlarını ödemek için güneye inmiş, para topluyor. Kebabçı dediysem, sadece kebab yok. Alkol de var.

Zaten arka bahçede yattığımız için dükkanı Cengiz'abiyle biz kapatıyoruz. 1-2 gün sonra bizim samimiyet ilerleyince Cengiz abi bir akşam "gel Mantar , seninle bir rakı içelim" dedi. İçelim abi dedim. Aldık 1 büyük rakı, mutfaktan da güzel bir meze tepsisi yaptık kendimize, doğru sahile. O zaman sahilin sığ yerlerinde su içinde banklar var üzerimizde de incir ağaçlarının dalları, dikaktli bakarsan yaprakların arasından yıldızlar bile görünüyor. Ortam mükemmel. Ayaklarımız soğuk suda, önümüzde mezeler , karşıda batan ay, bir de buz gibi rakı. :))
Bunlar olunca muhabette de doyum olmuyor tabi.

Bir gece, iki gece derken bir baktık biz bu mekanın müptelası olmuşuz, hatta artık sadece 2 kişi değiliz. Akyaka balıkçıları sabah karşı, 3 de 4 de balığa çıkar. Sakin gecelerde deniz üzerinde ses çok hızlı yayılır bilirsiniz, bizim muhabbet ve kahkalar onlara kadar gitmiş. Bir gece baktık yanımıza bir balıkçı teknesi yanaştı, demir attı.
-Selamun aleyküm, muhabbetiniz bol olsun.
-Aleyküm selam, buyrun , dedik.

2 kişiydiler, ellerinde kurumuş balık pulları vardı. Geldiler, birer rakı koyduk. Onlardan teknede ızgara yaptıkları, daha 1 saat önce tuttukları balıklardan getirdiler.
Soframızda, muhabbetimizde zenginleşti.
O yıl, bu "gece yarısı rakı muhabbetleri" defalarca tekrarlandı.

Yıllar geçti, bir sürü masada bir sürü muhabbetler ettim, ama aklım hep o Akyaka'da sahildeki o incirin altındadır. Çok güzel günler, güzel muhabbetlerdi.


26 Ocak 2010

tekel işçilerine destek ver



Bilgisarınızın başında elinizde kahve otursanızda aslında çoğunuz İŞÇİ siniz. Onlarla aramızdaki tek fark onların bizden daha CESUR olması. Artık bunu anlayın ve sınıfınız adamı olun.

TEKEL İŞÇİLERİNE DESTEK VERİN.

http://www.tekeldirenisinedestekver.com/

23 Ocak 2010

balkan mantısı



Eğer sizin oralarda da kar varsa ve evdeyseniz, size bu kış gününde güzel bir mantı tarifi vereyim. Kayseri mantısından bıkanlara, farklı bir tad arayanlara Balkan Mantısı. İsmi şimdi uydurdum, ama uydu sanki..:)

Malzemeler ve yapılışı aşağıdaki slide showda mevcut..
Buyrun bakalım..



Afiyet olsun..

18 Ocak 2010

muharrem ince

Eminim seryetmişsinizdir, 1 haftadır bütün interneti kapladı Chp Yalova Milletvekili Muharrem İnce nin bütçe görüşmelerinde ki konuşması. 1 tane de burda olsun, zararı yok.

Muharrem İnce geçen yılki bütçe görüşmelerinde de sert muhalefet yapmış ve RTE'nin dikkatini çekmiş. RTE yanına gidip,
-Seninle napıcaz Muharrem, çok sert konuşuyorsun , demiş
-Napalım ekmek parası diye cevap vermiş Muharrem ince.

Fizik öğretmeni olan Muharrem İnce'nin özgeçmişi enteresan..