mutluluk formülü
Ne zamanır soruyorum kendime, biz kurtuluş savaşını yapmamış olsaydık bugünlerden daha fakir, daha aciz, daha eli kolu bir toplum olurmuyduk diye. Hemen hemen bir fark olmazdı sonucuna varıyorum sonra. Ama bu sömürge düzeni 1950 lilerde değil de daha 1920 lerde başlardı sadece.
Dünyada vergi istatistikleri açıklanıyor hep 1.sırada vergi ödeyen biziz. Bir sürü sömürge ülke var, onlar bizden daha iyi durumda. O halde gerçek sömürge biziz. Benzine rafinerineri çıkışında ÖTV vergisi ekleniyor (neresi özel tüketimse, anlaması zor), çıkan rakama birde %18 kdv ekleniyor. Verginin de vergisini veriyoruz. Toplamda ödenen benzin vergisi %70. Bir ülkenin sanayisi mazotla, benzinle döner. Bu akaryakıt vergisi yediğiniz domatesten, aldığınız sakıza kadar fiyat arttırıyor. Haberimiz yok. Salak salak yaşıyoruz.
Eğer çalışansanız maaşınız size gelmeden yarılanıyor. Emeklilerin maaşını ödemek, sağlık masraflarını karşılamak için SGK adı altında kesiliyor. Siz şimd emeklilere bakıyorsunuz, ilerde sizin çocuklar -ÇALIŞIRSA- size bakacaklar. Sosyal güvenlik sistemi kısaca budur. Devlet ilk olarak peşin peşin prim ödeyenlerin parasını başka yerde yemiş ve halkına borçludur. Ama işte Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'ninkini Ali'ye şeklinde günü kurtarır. Sonra verdiği parayı yine ÇOK bulur ve başlar %18 KDV, %36 ÖTV ile yine geri toplamaya.
Sonra diyorlar ki "bu ülkede kayıt dışı var", elbette olacak, kaçınılmaz.
Ben diyorumki bize hiç para vermesinler. Biz çalışalım, eğitim, sağlık, güvenlik hepsi bedava olsun. Bir çeşit hapis hayatına, bir çeşit köle hayatına geçiş yapalım, bari başka bir beklentimiz olmasın. Zaten pratikte yaşadığımızın bundan farkı yok aslında. Türkiyede sadece 20.000 mutlu insan var. Onlardan biriyseniz ne güzel, değilseniz kölesiniz.
Adı konulmuş bir mahkumluğa geçiş yaparsak bence herkes mutlu olur. Niye derseniz insanı mutsuz eden şey beklentileridir. Beklenti olmazsa, mutsuzluk olmaz.
Alın size mutluluk formülü.




